Great.az
» » Muhtesem Yuzyil 18 Bolum Foto, Replikler
» » Muhtesem Yuzyil 18 Bolum Foto, Replikler

    Muhtesem Yuzyil 18 Bolum Foto, Replikler



    Muhtesem Yuzyil 18 Bolum Foto, Replikler

    Muhtesem Yuzyil 18 Bolum Foto, Replikler

    Süleyman ve İbrahim terasta muhabbet ediyorlardır.
    Süleyman: Pargalı, Mustafa senin yolunu gözlüyor. En kuvvetli yeniçeri ben olacağım diyor.
    Süleyman, hoşnut vaziyette gülümser.
    -Yeni kaftan hazırlattım ona törene giderken onu giydirin.
    İbrahim: Hünkarım benim o hususta bazı tereddütlerim var. Mustafa, yeniçeri ocağını görüp bir daha şehzade mektebine gitmezse diye korkuyorum. Malumunuz pek iştahlı değil mektebe karşı. Tez zamanda kılıç kuşanıp, cenge gitmek onun arzusu ..
    Süleyman: O ne demek öyle !? Bir şehzadenin ocakta eğitim gördüğü nerede görülmüş.
    İbrahim, kabul eder şekilde eğilir.
    Süleyman: Mustafa'ma olan düşkünlüğünü iyi bilirim Pargalı. Lakin diğer şehzadeleri unutma ! Mehmet ile Selim geliyor arkasından.
    İbrahim: Hünkarım ben şehzadelerimizi nasıl ayırırım ?! Hepsinin yoluna canım feda .
    Süleyman: Mısırdan Kadızade Mehmet Efendiden yeni bir haber var mı ? Ahmet Paşa neylermiş ?
    İbrahim: Emirlerinizi ilettim. Bugünlerde haber bekliyorum.
    Süleyman: Ahmet Paşa ihmale gelmez. Mısır hele hiç gelmez!


    Tellak: Destuuuur. Şehzade Mustafa Hazretleri ve Vezir-i Azam İbrahim Paşa Hazretleri .
    Yeniçeriler, eğilerek şehzadeyi ve vezir-i azamı karşılar. Yeniçeri Ağası Mustafa Ağa, İbrahim'i selamlar.
    Mustafa Ağa: 1. kethüda bölüğü emirlerinizi bekler Paşa Hazretleri.
    İbrahim: Şehzademiz Mustafa Hazretlerinin, vakti geldiğinde inşallah mensup olacağı bölüğü tanıması ilaveten eğitime başlaması için geldik.
    Mustafa Ağa: Şeref duyarız Paşa Hazretleri.
    - Şehzade Mustafa, bugün verelim eline yakışan kılıcı ..
    Mustafa, İbrahim'e döner.
    Mustafa: Kılıç talimleri başlasın o zaman.
    İbrahim: Haydi .
    Mustafa, öne çıkarak yeniçerileri selamlar.
    Mustafa: Kethüdalar bölüğü merhaba !
    Yeniçeriler: Şehzade Mustafa çok yaşa !
    Şehzade Mustafa çok yaşa !
    Mustafa Ağa, İbrahimden aldığı işaret ile emir verir.
    Mustafa Ağa: Aşk ile !
    Yeniçeriler, savaş talimlerine devam eder.


    -Makbul Paşamız teşrif etti.
    -Düğünden, eğlenceden vakit bulmuşlar nihayet.


    Mustafa: Ben ne vakit bu ocağa gireceğim ?
    İbrahim: Yeniçeriler padişahımızın kullarıdır. İnşallah sende bir gün padişah olduğun zaman bu ocağın 1. mensubu olacaksın.
    Mustafa: Yeniçeri olmak için iyi kılıç mı sallamak gerek ?
    İbrahim: Sırf kılıç sallayarak yeniçeri olunmaz şehzadem. Evvela bu ocağın adabını belleyeceksin.
    İbrahim, tekrardan önünde dövüşen yeniçerilere bakar.
    Mustafa: Sen bu adapları biliyor musun İbrahim Paşa ?
    İbrahim: Biliyorum.
    Mustafa: Bana da anlat İbrahim Paşa.
    İbrahim: Evvel emirde şehzadem ; yalan söyleme, haram yeme,gıybet etme!
    Mustafa: Gıybet ne ?
    İbrahim: Gıybet, başkasının arkasından konuşmak, dedikodu yapmak demektir. Şehzadem, eline, diline, beline sahip ol! Kibir, kin tutma ! Kimseye haset etme ! Gördüğünü ört, görmediğini söyleme ! Elinin ermediği yere el uzatma ! Sözünün geçmediği yere söz söyleme ! İbretle bak, yumuşakça söyle. Küçüğe izzet, büyüğe hürmet eyle !
    Mustafa: Çok zormuş.
    İbrahim: Dur hele, bunlar başlangıç yeminleri. Bir ömür boyu sözünü tutmak için sözlerini tekamül edeceksin. Şehzadem, bu yiğit ocağın mensubu olmak çok zordur, çok zahmetli bir yoldur bu.
    İbrahim, arkasında dikilen Yeniçeri Ağası Mustafa'ya döner.
    İbrahim: Şikayetleriniz var mı Mustafa Ağa ?
    Mustafa Ağa: Estafurullah Paşam, kul şikayet edebilir mi ?
    İbrahim: Ala.
    Mustafa Ağa: Lakin yiğitlerimiz sabırsız. Yeni seferlere çıkıp fütüat isterler.
    İbrahim, hınçla Ağaya döner.
    İbrahim: Daha 1 sene oldu Rodostan döneli. Büyük sefer büyük hazırlık ister ..
    Mustafa Ağa, İbrahim Paşa'nın dediklerine itaat ederek boynunu eğer.

    Muhtesem Yuzyil 18 Bolum Foto, Replikler

    Ahmet Paşa, Araplar ve Memlüklerden oluşan bir grupla kendi saltanatını ilan etmiş, tahtına oturmuştur.
    -Bugünden itibaren Kahire'nin bütün camilerinde, öğle namazında El Melikül Mansur Sultan Ahmet Han Hazretleri adına Mısır'ın yeni sultanı olarak hutbeniz okutuldu.
    Ahmet Paşa: Hutbemin okunmasına müteakip, cemaat nasıl karşıladı bu vaziyeti ?
    -Camilerden, iradenizin ebedi olması için dualar yükseldi Sultanım.
    Ahmet Paşa: Ala.
    -Kadızade Mehmet Efendi, Sultanlığımızın baş veziridir. Böyle biline ..
    Kadızade Mehmet Efendi: Sultan Hazretleri şeref verdiniz. Takdirinize mazhar olmak, büyük irade ..
    Ahmet Paşa: Hazır mı yeni paralarımız ?
    -Sultan Hazretleri, darphanemiz günlerce çalışı yetiştirdi bu kutlu güne. Tuğranızı taşıyan altın paranızı size sunmak isterim.
    Sözcü baş işaretiyle kutu içindeki paraların getirilmesini buyurur.
    Arap hizmetkarlardan biri, elindeki kutuyla Ahmet Paşa'nın önünde eğilir.
    Ahmet Paşa: Sultan Süleyman'ın paralarını eritip, döktürdünüz değil mi bu altınları ?
    -Evet, Sultanım. Hazinedeki bütün Sultan Süleyman'ın altınlarını erittik.
    Ahmet Paşa: Ala.
    - Onun Mısırdaki tüm izini sileceğim !
    Sancağımız dalgalansın dört bir yanda. Kırmızı üzerine benim tuğram altında da Arap ve Memlük Beylerine ait iki kılıç çapraz durmalı ! Tuğram, iktidarım bu asil kılıçlarla korunmalı !
    Kadızade Mehmet Efendi: Kullarınıza ne zaman hitap edeceksiniz ? Ahali Sultanlarını yakından görmek ister, sıkıntılarını söylemek ister.
    Ahmet Paşa: Sıkıntılarını sana anlatsınlar Kadızade. Ben seni boşuna mı Paşam, vezirim ilan ettim ?

    Süleyman: Ahmet Paşadan yana umudum yok. Bugün değilse yarın ihaetin içinde olacaktır.
    İbrahim: Eğer öyle vuku bulursa, bundan kendimi mesul tutarım hünkarım. Mısır gibi önemli,değerli bir eyalete onu göndermeseydim diye düşünürdüm.
    Süleyman: Ahmet Paşa, Rodos gibi meşakkatli bir seferde seraskerlik yaptı. Şimdi bu vazife, onun Devlet-i Aliyye olan sadakati açısından büyük bir imtihan. Velev ki bu imtihanı geçemezse, o vakit bizzat gidip kellesini getireceksin bana.
    İbrahim: İnşallah icap etmez.

    Muhtesem Yuzyil 18 Bolum Foto, Replikler

    Hatice, İbrahim'in hilatı giymesinde yardımcı olur.
    Kaftanı giydirir, kendine döndürür ve yakasını düzeltir
    İbrahim Hatice'yi tam öpecekken kapı çalar.
    İbrahim: Gel.
    -Paşa Hazretleri, Nasuh Efendi ile ressam Leo Efendi geldiler.
    İbrahim: Beklesinler geliyorum.
    İbrahim, ellerini arkasında birleştirip gülerek camdan bakar .
    Hatice: Nereye bakıyorsunuz ?
    İbrahim: Gelin sultanım.
    İbrahim, Hatice'nin belinden tutup baktığı açıdan bakmasını sağlar.
    İbrahim: Bizim Matrakçı abayı yakmış Sadıka Hatun'a.
    Hatice: Nasıl olur ?
    İbrahim: Kızmayın hemen. Bu kızcağızı Matrakçı getirdi bana, yaralıydı, hastaydı .. Rodos arifesindeydik bende bizim hareme bıraktım.
    İbrahim, Haticeye döner.
    -Sultanım eğer sizde münasip görürseniz, uygun bir zamanda evlenmelerini istiyorum.
    Hatice: Sizin için münasip olan benim içinde öyledir.
    -Aşıksa buluşturmak lazım. Aşk karşısında söz söylemem .


    İbrahim, yatak odasına doğru yürür.
    İçeride Hatice beyaz geceliğiyle, aynanın karşısında saçlarını tarıyordur.
    Ellerini beline dolayan İbrahim'e daha da sıkı sarılır.
    İbrahim: Bonnie e bol. Li baitsi tua .
    Hatice: Ne dediniz ?
    İbrahim: Evleneceğin hatunu ve ineğini kendi köyünden seç. Böyle derdi annem bize küçükken.
    Hatice: Anne sözü dinlemediğiniz için pişman mısınız yoksa ?
    İbrahim elini Hatice'nin boynuna koyar.
    İbrahim: Sultanım benim evimin, köyümün,yurdumun, Dünyamın yeri belli.


    İbrahim ve Hatice uyurken biri şiddetle kapıyı çalar. Kapı çalışına uyanan İbrahim olur
    İbrahim: Ne var ?
    -Paşam Mısırdan ulak geldi.
    İbrahim: Beklesin biraz.
    İbrahim, Haticeye döner. Koluna yaslanır.
    İbrahim: Sultanım.
    Hatice uykusunda gülümseyerek, uyumaya devam eder.

    -Paşa Hazretleri Mısırdan geliyorum. Kadızade Mehmet Efendi'nin ulağıyım.
    İbrahim uzatılan pusulayı alır, koltuğunun altına sıkıştırıp mektubu çıkarır.

    İbrahim: Atımı hazırlayın.


    Yemek sofrası hazırlanırken, Hatice de masadaki gülleri bir vazoya diziyordur. İbrahim bakakalır kapıda birüsüre.
    Hatice: İbrahim. Hoşgeldin.
    -Yemek birazdan hazır olur. Sadıka !?
    İbrahim: Acele etmeyin sultanım, çok aç değilim.
    İbrahim, Haticenin ellerini alıp öper.
    Hatice: Çok özledim. Bütün gün sizi özlemekle geçiyor. Akşamı zor ediyorum.
    İbrahim: Sultanım, Haticem ben de zor ediyorum akşamı. Sultanım mühim bir husus var. Konuşmamız lazım.
    Hatice, İbrahim'in kaygılı bakışlarından birşey olduğunu anlar.

    Karşılıklı bir sedire otururlar.
    İbrahim: Mısırda Ahmet Paşa isyan etmiş. Derhal bastırılması zaruri .
    Hatice: Ayas Paşa mı gidecek Mısır'a isyanı bastırmak için ?
    İbrahim: Ben gidicem.
    Hatice'nin gözleri dolar.
    İbrahim: Hünkarımızın emri böyle.
    Hatice: Gitme ! Sana birşey olursa ölürüm ben.
    İbrahim ellerini Hatice'nin yanağına koyar.
    Hatice salıverir gözyaşlarını.
    İbrahim: Sultanım kaç savaş kaç baskın kaç ölümden döndüm yine geldim sana. Yine gelicem
    İbrahim Hatice'yi göğsüne doğru çeker.
    Ellerini başının üstüne koyar.
    Hatice: İbrahim .. Mısır çok uzak. Gitme ..


    İbrahim keman çalarken Haticede bir köşeye oturmuş İbrahim'i dinliyordur. İbrahim, sedire uzanıp kafasını Hatice'nin dizlerine koyar.
    İbrahim, saçlarını okşayan Haticenin ellerini alır, öpüp kalbinin üstüne koyar.

    Muhtesem Yuzyil 18 Bolum Foto, Replikler

    Gülfem: Mahidevranla Hürrem dairenizi almak için birbirlerine girdiler.
    Hatice: Hürrem almıştır kesin.
    Gülfem: Dediğiniz gibi, naptı yaptı aldı daireyi.
    Hatice: Hiç uğraşamayacağım onlarla. Gülfem, ne tez bir ayrılık bu ? Bunca zaman sonra İbrahim'e kavuşmuşken yine ayrılıyoruz .. Bilmiyorum, içimde kötü bir his var.
    Gülfem: Sultanım sakın bu hislere aldanıp kendinizi üzmeyin. İbrahim Paşa aslanlar gibi gidip aslanlar gibi gelecektir.
    Hatice: İnşallah Gülfem.
    Gülfem: Sultanım.
    Hatice, derin derin nefes almasına rağmen Gülfem'in kucağına yığılır kalır.

    Hekim Kadın: Nasıl oldu ?
    Gülfem: Konuşuyorduk birden düşüp bayıldı. Anlamadım bende nasıl oldu.

    Hatice ve Gülfem, Valide Sultan'ın yanına gelirler.
    Valide: Haticem, gel.
    Hatice validesinin yanına oturup,elini öper.
    Valide: Hatice, kızım neyin var ?
    Canım Haticem korkutma beni.
    Hatice: Bağışlayın validem. Nutkum tutuldu .
    -Validem ben gebeyim.
    Valide: Ne güzel bir havadis bu.
    Valide Sultan kızına sarılır.
    Valide: Emin misin ?
    Gülfem: Hekim kadın muayene etti. Başta korkuttu bizi valla, birden düşüp bayılınca. Meğer bu yüzdenmiş.
    Valide: Duydun mu Daye ? Bir torunum daha geliyor.
    Daye: İnşallah. Allah analı babalı büyümeyi nasip etsin.
    Valide: Amin.
    Daye: Paşa pek sevinmiştir.
    Hatice: İlk size söyledim. Acaba sefere çıkmadan bu haberi vermesem mi ? İbrahim'in aklı burada kalacak.
    Gülfem: Ama duyunca eminim çok sevinecektir Sultanım.
    Valide: Git bu haberi paylaş. Sağ salim dönmesi için güç kuvvet verecektir ona. Hasbahçeye git hadi, hadi.

    Hizmetkardan aldığı haberle gelen İbrahim, hasbahçede Hatice'yi görür. İbrahim'i gören Hatice hızla yaklaşır. Önce elleri buluşur.
    İbrahim: Sultanım. Size sarayımızda veda edip,öyle revan olacaktım yola.
    Haticenin ellerini öper.
    Hatice: Bu bahçenin her bir yanında ayrı gözyaşım var benim.
    İbrahim, merakla bakar.
    Hatice: Ama bugün size bir müjdem var.
    İbrahim 'neymiş o?' der gibi kafasını sallar.
    Hatice: Size ait .. Kalbimden gayrı birşey daha taşıyorum.
    İbrahim, kafasını eğer.
    Hatice gülümser.
    Hatice: Gebeyim İbrahim.
    İbrahim'in dumur tip, ardından gelen gülüşü ile kucaklayıp döndürür.
    Hatice: Biz seni hasretle bekleyeceğiz.
    İbrahim, sımsıkı sarılır Haticeye.
    İbrahim: Sultanım.
    İbrahim, Haticeyi boynundan öper.


    Похожие новости



Полезные советы
Здоровье и Красота


Мужской и Женский мир
Отношения
Рецепты
Загрузка...
Новые статьи
Фото новости
Топ новости

Нажмите ««Нравится»», чтобы читать нас на   Facebook
Bağla
Нажмите ««Нравится»», чтобы читать нас на   Facebook